Dil Bilmeden Seyahat Etmek
Hanoi'de bir sokak lokantasında, elimde menü yerine duvara asılmış fotoğraflar vardı ve karşımdaki teyze tek kelime İngilizce bilmiyordu. Ben de tek kelime Vietnamca bilmiyordum. On beş dakika sonra önümde tam istediğim çorba duruyordu, hem de acısız. O gün anladım ki dil engeli olmadan seyahat etmek bir hayal değil, öğrenilebilir bir beceri. Kelime dağarcığından çok cesaret, sabır ve birkaç pratik alışkanlık gerektiriyor. Yıllar içinde toplamda otuza yakın ülkede, çoğu zaman konuştuğum dilin geçmediği yerlerde biriktirdiğim yöntemleri burada anlatmak istiyorum.
Önce zihniyet: iletişim, dil bilgisinden ibaret değil
İlk yurt dışı yolculuğumda en büyük hatam, konuşmaya çalışmadan önce cümleyi kafamda kusursuz kurmaya uğraşmamdı. Karşımdaki kişi zaten benim gramerimi not vermiyordu; sadece ne istediğimi anlamaya çalışıyordu. Bunu kabul ettiğim gün her şey kolaylaştı.
Aklımda tuttuğum birkaç temel kural var:
- Yavaş ve kısa konuş. "Acaba buradan tren istasyonuna nasıl gidebilirim?" yerine "Tren istasyonu? Nerede?" çok daha anlaşılır.
- Deyim ve argo kullanma. "Kafayı bulmak", "gözden kaçmak" gibi ifadeler birebir çevrildiğinde hiçbir şey ifade etmiyor.
- Tek soruda tek bilgi iste. "Otobüs kaçta kalkıyor ve bilet nereden alınır" iki ayrı soru olmalı.
- Gülümse. En abartılı tavsiye gibi duruyor ama gülümseyerek yaklaşan birine yardım etme isteği gözle görülür şekilde artıyor.
- Yazıya dök. Telaffuz anlaşılmadığında not defterine yazmak ya da telefonun ekranını göstermek çoğu zaman kurtarıcı oluyor.
Çeviri uygulamalarını gerçekten verimli kullanmak
Telefonumdaki çeviri uygulaması artık pasaportum kadar önemli. Ama uygulamayı açıp ekrana konuşmak, işin sadece en basit kısmı. Yıllar içinde öğrendiğim şey, bu araçları uçağa binmeden önce hazırlamanın fark yarattığı.
Uçmadan önce yapılacaklar
- Gideceğin ülkenin dilini çevrimdışı paket olarak indir. Havalimanında SIM kart almadan önce ihtiyacın olan ilk yer, tam da havalimanı oluyor.
- Kamera ile çeviri özelliğini dene. Menü, tabela, ilaç prospektüsü, tren tarifesi okumak için en çok kullandığım özellik bu.
- Sık kullanacağın 15-20 cümleyi kaydet: "Glutene alerjim var", "En yakın eczane nerede?", "Bu adrese gitmek istiyorum", "Kart geçiyor mu?" gibi.
- Konuşma modunu, yani karşılıklı çeviriyi test et. Bir arkadaşınla denemek, otelde resepsiyonistin karşısında ilk kez denemekten çok daha rahat.
Bir de şu var: çeviri uygulamasına aşırı güvenmemek gerekiyor. Sağlıkla ilgili bir konuda, özellikle alerji, ilaç ya da hastane durumunda çevirinin yanlış olma riski ciddi. Ben bu yüzden alerjilerimi ve kan grubumu, gittiğim ülkenin dilinde yazılı olarak cüzdanımda taşıyorum. Seyahat sağlığı ve güvenliği konusunu ayrıntılı ele aldığımız yazıda bundan daha uzun bahsetmiştim; kısaca, hayati bilgiyi ekrana değil kâğıda emanet etmek daha akıllıca.
Evrensel jestler ve tehlikeli jestler
Vücut dili muhteşem bir araç, ama tamamen evrensel değil. Bazı işaretler neredeyse her yerde anlaşılıyor:
- Parmakla sayı göstermek (kaç kişi, kaç adet, kaç gece)
- Saati işaret ederek "ne zaman?" sormak
- Yemek yeme, su içme, uyuma hareketleri
- Haritayı ya da telefonun ekranını uzatıp parmakla noktalamak
- Cüzdanı çıkarıp gösterip "ne kadar?" ifadesiyle kaşları kaldırmak
Buna karşılık dikkat edilmesi gerekenler de var. Baş parmak yukarı işareti bazı ülkelerde kabalık sayılıyor. Baş sallamanın anlamı her yerde "evet" değil; Bulgaristan ve Yunanistan'ın bazı bölgelerinde tersi bir anlam taşıyabiliyor. İşaret parmağıyla bir insanı göstermek Güneydoğu Asya'da hoş karşılanmıyor, orada açık avuçla yön göstermek daha uygun. Bir ülkeye gitmeden önce iki dakika ayırıp "burada hangi jest kabalıktır" sorusunun cevabını okumak, sonradan yaşanacak garip anları önlüyor.
İşaret dilinin temelleri ve el yazısı alfabesi
İşaret dilleri ülkeden ülkeye değişiyor; tek bir evrensel işaret dili yok. Yine de temel mantığı bilmek çok işe yarıyor. Uluslararası ortamlarda kullanılan işaretlerin çoğu görsel benzerliğe dayanıyor: içmek için elini ağzına götürüyorsun, uyumak için başını yana yatırıyorsun, para için parmaklarını ovuşturuyorsun. Bu mantığı benimsediğinde kendi işaretlerini üretebiliyorsun ve karşındaki genellikle anlıyor.
Bir de sayı ve harf pratiği var. Rakamları parmakla göstermenin ülkeye göre değiştiğini Almanya'da öğrendim: orada "bir" işaret parmağıyla değil, baş parmakla gösteriliyor. Bu yüzden fiyat ya da adet söz konusuysa parmak yerine telefonun hesap makinesine ya da bir kâğıda yazmak en güvenli yol. Pazarlık yaparken de aynı yöntem işe yarıyor, hem yanlış anlaşılma olmuyor hem bütçe dostu seyahat alışkanlıkları bozulmuyor.
Sahada işe yarayan küçük taktikler
Bunlar defalarca denenmiş, işe yaradığını gördüğüm şeyler:
- Otelin kartvizitini al. Adres yerel dilde yazılı olduğu için taksiye binmek tek hamleye iniyor.
- Fotoğraf albümü hazırla. Telefonda yiyecek, ulaşım, eczane, tuvalet gibi kavramların fotoğraflarını bir klasörde tutuyorum. Göstermek anlatmaktan hızl