Doğa Yürüyüşüne Giderken Neler Paketlemeliyim
İlk doğa yürüyüşüme çıktığım gün sırtımda 14 kilo vardı ve bunun yaklaşık yarısı işe yaramaz şeylerdi. Yanıma üç kitap, cam kavanozda ev yapımı reçel ve bir çift yedek ayakkabı almışım. Buna karşılık yağmurluk yoktu, kafa lambası yoktu, su da yarım litreydi. O gün orman içinde beş saat yürürken öğrendiğim şey şu: doğa yürüyüşü hazırlık aşaması, yürüyüşün kendisi kadar belirleyici. Doğru çantayla çıktığınızda yol keyifli bir gezintiye, yanlış çantayla çıktığınızda bir hayatta kalma egzersizine dönüşüyor. Aşağıda yıllar içinde deneyerek, unutarak ve bazen de pahalıya öğrenerek oluşturduğum listeyi olabildiğince sade anlatmaya çalışacağım.
Önce ayaklar ve sırt: yanlış seçim en çok burada acıtıyor
Ekipman konusunda para harcamanız gereken tek yer varsa o ayakkabıdır. Spor ayakkabıyla çıktığım bir Kaz Dağları yürüyüşünde tabanın kaygan olması yüzünden ıslak taşta iki kez düştüm, sonrasında bileğim üç gün ağrıdı. Bilek destekli, tabanı sert ve dişli bir yürüyüş ayakkabısı aldıktan sonra aynı zeminde hiç zorlanmadım. Yeni ayakkabıyı asla ilk kez uzun bir parkurda giymeyin; mahallede iki üç kez yürüyüp ayağınıza alıştırın.
Çanta tarafında ise hacim seçimi önemli. Günübirlik yürüyüş için 20-30 litre yeterli, bir gece kamp yapacaksanız 40-50 litre bandına çıkmanız gerekiyor. Daha büyük çanta almak cazip geliyor ama boş yer varsa insan onu doldurma eğiliminde oluyor. Bavul hazırlarken kullandığım hafifletme mantığının aynısını burada da uyguluyorum: her eşyayı elime alıp "bu olmasa ne olur?" diye soruyorum.
- Bilek destekli, kaymaz tabanlı yürüyüş ayakkabısı
- Pamuk değil, sentetik ya da merinos yün çorap (iki çift)
- Sırt ve kalça kemeri ayarlanabilen, sırtınıza oturan çanta
- Çantanın içine geçirilen su geçirmez kılıf ya da büyük poşet
Katmanlı giyinme: tek kalın montun yapamadığı şey
Dağda hava beş dakikada değişiyor. Yürürken terliyorsunuz, mola verdiğinizde donuyorsunuz. Bunun tek çözümü katman mantığı: içe teri dışarı atan bir termal ya da sentetik tişört, üste polar veya ince şişme mont, en dışa rüzgar ve su geçirmez bir ceket. Sıcaklık değiştikçe katman çıkarıp giyiyorsunuz. Kalın tek bir mont bu esnekliği vermiyor; ya çok sıcak oluyor ya çok soğuk.
Pamuklu tişörtü listemden tamamen çıkardım. Islandıktan sonra kurumuyor ve vücudunuzu soğutuyor. Yazın bile ince bir uzun kollu taşıyorum; hem güneşten hem dikenli çalılardan koruyor. Şort yerine ince yürüyüş pantolonu tercih etmemin sebebi de bu, özellikle ormanlık alanda kene ve çizik riski ciddi şekilde azalıyor.
Küçük ama unutulmaması gereken tekstil detayları
- Şapka veya siperlik (yazın güneş, kışın bere)
- İnce eldiven — dağda rüzgar aldığında parmaklar ilk uyuşan yer
- Boyun bandı ya da ince buff: toz, güneş ve soğuk için üç işlevli
- Yedek tişört, poşet içinde kuru saklanmış halde
Su, yemek ve enerji planı
En sık yaptığım hata su konusundaydı. Kaynak bulacağıma güvenip yarım litreyle çıkmak, susuz kalmanın en garantili yolu. Şu anki kuralım: kişi başı en az 2 litre, sıcak havada ve gölgesiz parkurda 3 litre. Sırt çantasına takılan su torbası hortumundan yürürken içmek mümkün, bu da düzenli su içmeyi kolaylaştırıyor. Yanına da bir su arıtma tableti ya da filtreli matara koyuyorum; kaynak bulursam yedek olarak kullanıyorum.
Yemek tarafında ağır ve bozulabilir şeylerden uzak duruyorum. Domates ve peynir güzel fikir gibi görünüyor ama çantada ezilip birbirine karışıyor. Yerel mutfağı keşfetmeyi çok severim, ancak o keyif yürüyüş sonrası köyün lokantasına kalsın. Yolda işe yarayan şeyler daha basit:
- Kuru meyve, fındık, badem, leblebi gibi hacmi küçük kalorisi yüksek şeyler
- Tuzlu bir şey — terleyince sadece şeker yetmiyor
- Enerji barı veya bitter çikolata
- Termosta çay ya da kahve (soğuk günlerde moral etkisi çok yüksek)
Güvenlik, yönbulma ve minik ilk yardım seti
Telefonun bataryası bitince ne yapacağınızı düşünmek zorunda kalmamak için basit bir yedekleme sistemim var. Parkurun haritasını çevrimdışı indiriyorum, powerbank taşıyorum ve gideceğim yeri en az bir kişiye tahmini dönüş saatiyle birlikte yazıyorum. Kafa lambası ise günübirlik yürüyüşlerde bile çantamdan hiç çıkmıyor; yolu yanlış dönüp karanlıkta kaldığım tek gün bunun neden gerekli olduğunu anladım.
İlk yardım setim küçük bir kalem kutusu boyutunda: yara bandı, steril gazlı bez, elastik bandaj, antiseptik, ağrı kesici, kişisel ilaçlar, kene çıkarma kartı ve makas. Ayrıca güneş kremi ve dudak koruyucu ekliyorum, yükseklikte güneş sandığınızdan sert vuruyor. Seyahat sağlığı ve sigorta konusunu sitede ayrıca ele almıştık; çok günlük ya da yurt dışı trekking planlıyorsanız poliçenizin dağ aktivitelerini kapsayıp kapsamadığını mutlaka kontrol edin, standart poliçelerin çoğu bu tür etkinlikleri dışarıda bırakabiliyor.
- Kafa lambası ve yedek pil
- Powerbank ve kısa şarj kablosu
- Çakı, ıslık, ince paraşüt ipi
- Çöpünüzü geri taşımak için ekstra poşet
Bu listeyi ilk kez okuyunca uzun görünebilir ama toplamı günübirlik bir yürüyüşte 6-7 kiloyu