Ailenizle Seyahatte Çocukları Nasıl Eğlendirirsiniz
İlk uzun yolculuğumuzu kızım üç buçuk yaşındayken yaptık. Sekiz saatlik bir otobüs yolculuğuydu ve ben "nasıl olsa uyur" diye düşünmüştüm. İlk kırk beş dakika gerçekten uyudu. Kalan yedi saati ise hayatımın en uzun yedi saati olarak hatırlıyorum. O günden sonra çocuk eğlendirme seyahat konusunu ciddiye almaya, hazırlığı bavul hazırlamak kadar önemli görmeye başladım. Şimdi elimde işe yarayan bir düzenim var ve size kitaplardan değil, gerçekten yaşadığım denemelerden çıkan şeyleri anlatacağım.
Yolculuk başlamadan önce kazanılan savaş
Öğrendiğim en büyük şey şu: yolda çocuğu eğlendirmek, evde yaptığınız hazırlığın sonucudur. Yol üstünde doğaçlama yapmaya çalışmak neredeyse hiç işe yaramıyor, çünkü siz de yorgunsunuz, sinirleriniz de gergin.
Ben artık her yolculuktan bir hafta önce çocuklarla birlikte "yol çantası" hazırlıyorum. Bu çantayı onlar dolduruyor, ben sadece yönlendiriyorum. Kendi seçtikleri şeylere olan ilgileri, benim sürpriz olarak koyduğum şeylere olan ilgilerinden daha uzun sürüyor. Bir de gideceğimiz yer hakkında konuşuyoruz; haritayı açıp yolu parmağımızla takip ediyoruz. Böylece yolculuk bir bekleme değil, hikâyenin parçası oluyor.
- Her çocuğa kendi sırt çantası: içinde ne olduğunu bilmek onlara kontrol hissi veriyor.
- İki-üç tane "yeni" oyuncak: pahalı olmasın, sadece daha önce görmemiş olsun.
- Yedek kıyafet, üstelik el altında bir yerde. Bunu öğrenmem bir dondurma kazası aldı.
- Kulaklık — özellikle çocuk kulağına uygun, ses sınırlı olanlardan.
- Islak mendil. Ne kadar aldığınızı düşünüyorsanız, bir paket daha.
Ekransız oyunlar: en çok işe yarayanlar
Tabletin işe yaradığını inkâr edemem, ama tableti erken açarsanız geri kalanı kurtarmak zorlaşıyor. Ben ekranı yolculuğun ikinci yarısına saklıyorum. İlk yarıda oyun oynuyoruz.
Pencereden bakan oyunlar
Arabada veya otobüste en sevdiğimiz şey "renk avı". Herkes bir renk seçiyor, o renkte araba veya tabela sayıyor. Beş yaşındaki için sayı saymak bile başlı başına bir eğlence. Bir diğeri "önce kim görür": inek, köprü, benzin istasyonu, kırmızı çatı. Uçakta pencere yerine bulut şekillerini yorumluyoruz.
Ses ve kelime oyunları
Uçakta ve trende, yeri az yer kaplayan oyunlar altın değerinde. Sırayla bir harfle başlayan hayvan söylemek, "ben bavuluma ne koydum" zincir oyunu, ya da benim uydurduğum "hikâyeyi devam ettir" oyunu — ben bir cümle söylüyorum, kızım devam ediyor, eşim saçmalıyor, herkes gülüyor. Bu oyun bir keresinde neredeyse bir saat sürdü.
Elle yapılan işler
Küçük bir defter ve birkaç kalem, yanınıza alabileceğiniz en verimli malzeme. Boyama, çıkartma kitapları, üzeri silinebilen yazı tahtaları... Yalnız kalemin cinsine dikkat edin: keçeli kalem koltuk döşemesinde iz bırakıyor, kuru boya bırakmıyor. Bunu da tecrübeyle öğrendim.
Zamanı bölmek: saatleri değil, dilimleri düşünün
Bir çocuğa "beş saat daha var" demek işkence gibi geliyor. Ben yolculuğu dilimlere böldüm ve bu her şeyi değiştirdi. Yaklaşık kırk beş dakikalık bloklar hâlinde düşünüyorum: bir blok oyun, bir blok atıştırmalık, bir blok kitap, bir blok uyku denemesi, bir blok ekran. Bir bloktan sıkılırsa diğerine geçiyoruz ve sıkılmak "başarısızlık" olmuyor, sadece bloğun bitmesi oluyor.
Atıştırmalıklar konusunda özel bir taktiğim var: her şeyi tek bir büyük paketten vermek yerine küçük porsiyonlara bölüyorum. Beş küçük paket, bir büyük paketten beş kat daha uzun sürüyor. İçinde çok şeker olan şeylerden kaçınıyorum, çünkü kapalı bir alanda enerji patlaması kimseye iyi gelmiyor. Kuru meyve, kraker, doğranmış meyve, peynirli sandviç — sıkıcı görünüyorlar ama işi görüyorlar.
- Uçakta kalkış ve iniş sırasında yutkunmayı sağlayan bir şey verin: su, emzik, meyve suyu. Kulak ağrısını azaltıyor.
- Otobüs ve arabada mola planınızı çocuğa önceden söyleyin. "İki oyun sonra duracağız" gibi.
- Hareket ihtiyacını hafife almayın. Molada koşturmak, koltukta oturmaktan çok daha kıymetli.
Varış noktasında ritmi korumak
Yolculuk bitince iş bitmiyor. Yeni bir odada, yeni bir yatakta çocuk kendini kaybolmuş hissedebiliyor. Ben yanımıza her zaman evden bir tanıdık şey alıyorum: bir battaniye, bir peluş, yatarken okuduğumuz kitap. Bu küçük nesne, otel odasını "bizim yer" yapıyor.
Gezi programını da yeniden düşünmek gerekiyor. Yetişkin ölçülerine göre planlanmış günler çocuklarda çöküşle bitiyor. Üç müze yerine bir müze ve bir park diyorum artık. Konaklama seçerken mutfak imkânı olan bir daire çoğu zaman otelden rahat oluyor; kahvaltı derdi olmadan sabahı geçirmek başlı başına huzur. Yerel yemekleri denerken de çocuklara tanıdık bir seçeneği yanında tutmakta hiçbir sakınca yok; ilk gün yeni bir tada zorlamak, kalan günleri de zehir ediyor. Sağlık tarafını ihmal etmeyin: küçük bir ilaç çantası, çocuk dozunda ateş düşürücü ve yara bandı bavulda mutlaka yer alsın.
Şunu da söyleyeyim: mükemmel yolculuk yok. Kızım hâlâ zaman zaman huysuzlanıyor, oğlum hâlâ ayakkabısını uçakta bir yere saklıyor. Ama hazırlıklı gittiğimizde zor anlar birer krize dönüşmüyor, sadece anlatacağımız bir anıya dönüşüyor. Çocuklarla seyahat etmek yolculuğu yavaşlatıyor, evet — ama o y